
5. Yirmi yıldır görmediğim bu kasaba hayalimde artık seraptı. Birçok yerleri unutulan eski, uzak bir rüya gibi oldu. Pek uzun gurbetlerden sonra vatanına dönen bir adam, doğduğu yerin ufkunu koyu bir sis altında bulup da sevdiği şeyleri uzaktan bir an evvel göremediği için nasıl mahzun olursa ben de öyle meraka, sabırsızlığa benzer bir elem duyarım. O, her akşam sürülerle mandaların, ineklerin geçtiği tozlu, taşsız yollar, yosunlu siyah kiremitli çatılar, yıkılacakmış gibi duran büyük duvarlar, küçük ahşap köprüler, nihayetsiz tarlalar, alçak çitler hep duman içinde erir.
Bu metnin hangi disiplinlerle ilişkili olduğunu metinden birer örnek vererek açıklayınız. (10 puan)
MEB’in resmi çözümünü göster


Cevap: • Psikolojiyle ilgilidir. (3 puan) Örnek: Yirmi yıldır görmediğim bu kasaba hayalimde artık seraptı. / Birçok yerleri unutulan eski, uzak bir rüya gibi oldu. / Pek uzun gurbetlerden sonra vatanına dönen bir adam, doğduğu yerin ufkunu koyu bir sis altında bulup da sevdiği şeyleri uzaktan bir an evvel göremediği için nasıl mahzun olursa ben de öyle meraka, sabırsızlığa benzer bir elem duyarım. (2 puan) • Sosyolojiyle ilgilidir. (3 puan) Örnek: O, her akşam sürülerle mandaların, ineklerin geçtiği tozlu, taşsız yollar, yosunlu siyah kiremitli çatılar, yıkılacakmış gibi duran büyük duvarlar, küçük ahşap köprüler, nihayetsiz tarlalar, alçak çitler hep duman içinde erir. (2 puan)
I. Metin Aceb bu derdimin dermânı yok mı Ya bu sabr itmegün oranı yok mı Günümüz Türkçesiyle Acaba bu derdimin dermanı yok mu? Ya bu sabretmenin oranı yok mu?
Yanaram mumlayın baştan ayağa Nedür, bu yanmagun pâyânı yok mı Güler düşmen benüm ağladuğuma Aceb şol kâfirin îmânı yok mı Baştan ayağa mum gibi yanarım. Bu yanmanın bir sonu yok mu?
Benim ağlamama düşman güler. Acaba şu kâfirin imanı yok mu?
II. Metin Mecnûn-ı hazîn ayağa durdı Sahrâlara seyr içün yüz urdı Günümüz Türkçesiyle Hüzünlü Mecnûn ayağa kalktı. Gezmek için çöllere yöneldi.
Giryân giryân kılurdı seyrân Hayrân hayrân gezerdi her yan Ağlayarak, gözyaşları dökerek dolaşıyordu. Şaşkın ve bir nevi deli divane hâlde her yeri gezerdi.
Kâh yeşilliklere sırrını açardı. Kâh laleye binlerce yal varışta bulunurdu.
Geh sebzeye arz-ı râz iderdi Geh lâleye bin niyâz iderdi