
• Kişinin özel hayatı, duygu ve düşünceleri anlatılır. • Yaşananlar, üzerinden bir süre geçtikten sonra kaleme alınır. • Yazar, yaşadıklarını ve izlenimlerini yazıya geçirirken olayın yaşandığı döneme ışık tutar. • Olayların yaşandığı çevre, zaman ve kişiler hakkında bilgiler verilir. Aşağıdakilerden hangisi özellikleri verilen metin türüne örnektir?
- A) Bir deniz kıyısı tasarlayın ki göz alabildiği ne renkli çakıl taşlarıyla dolu olsun. Biraz ötesinde bir bahçe. Bahçe de baştan başa kıyıdan toplanan taşlarla döşenmiş olsun. Dünyamızın renklerini çakıl taşlarına, bah çedeki bu taşlarla örülen nakışları da bu güne kadar yapılmış tablolara benzetirsek ressamların hep sayılı, belli taşları kul landıklarını göreceğiz. Aynı renkli taşlarla, hepsi başka başka nakışlar düzenlemişler.
- B) Osmanlı Devri mimarisi Erzurum’da Lala Paşa Camii ile yaşar. Fakat Lala Paşa Camii, ilk bakışta fark edilemez, görülmesi için yanına sokulmak lazımdır. Sonra kü çük nisbetiyle daha ziyade büyük bir hey kelin topraktan yapılmış örneğine benzer. Kısacası, Süleymaniye’nin, Yeni Cami’nin canlılığını, âdeta bakanın derisinden ge çen sürükleyici ruhaniliğini onda bulabil mek için biraz yorulmak gerekir.
- C) Durdu adam. Niçin, neden olduğunu bile bilmeden durdu. İçinde bir şey durdur muştu onu, ayaklarına asılmıştı. Dört bir yanından bir sürü geçiyordu. İster istemez bu kalabalık yüzlere baktı. Bilinmeyen yol larda yitmiş çocukluk gözleri bir garip iri leşiyordu. Sanki bütün bu kalabalığı içine alacaktı, yağan karı içine alacaktı, akşam karanlığını, yanan ışıkları, şehrin yollarını ve evlerini...
- D) 1339 İkinci Teşrin’inin son günlerinden birinde idi. Kanaat Kitaphanesi, Türkiye Tarihi adlı küçük eserimi basmıştı. Ben kitaphanede otururken içeriye eski arka daşım Ruşen Eşref girdi: Ankara’dan yeni gelmişti ve birkaç güne kadar tekrar döne cekti. Yeni kitabımı görünce bana dedi ki, “Gazi, tarihî eserlere karşı büyük bir alaka gösterir. Kitabından yollarsan çok mem nun olacaktır.”
Cevabı göster
Doğru cevap: B) Osmanlı Devri mimarisi Erzurum’da Lala Paşa Camii ile yaşar. Fakat Lala Paşa Camii, ilk bakışta fark edilemez, görülmesi için yanına sokulmak lazımdır. Sonra kü çük nisbetiyle daha ziyade büyük bir hey kelin topraktan yapılmış örneğine benzer. Kısacası, Süleymaniye’nin, Yeni Cami’nin canlılığını, âdeta bakanın derisinden ge çen sürükleyici ruhaniliğini onda bulabil mek için biraz yorulmak gerekir.