
1. Aşağıda Abdülhak Şinasi Hisar'ın Çamlıcadaki Eniştemiz adlı romanından bir parça verilmiştir.
Bu köşkün uzaktan göze çarpan hususiyeti, o zamanlar ancak İstanbul’un iç semtlerinde rast gelinen bazı tekkeler gibi bir nevi dinî mana sezdiren yemyeşil rengiydi. Bahçe duvarındaki demir parmaklıklı kapı gıcırdayarak açılırken öyle gönlünden geliyormuş gibi duygulu bir ses çıkarırdı ki bununla bize güya: “Safa geldiniz!” dediğini işitirdik. Bu bakımsız bahçenin ortasındaki havuzda kuvvetli musluğu hâlâ mükemmel işleyen eskiden kalma bir fıskiye, eğer açık bırakırsanız yükselen ve dökülen suların neşesini yayar ve bizim o zamanki tasasız ruhlarımıza serperdi. Bu fıskiyenin sularını yıllarca neşeden çağıldar gibi duymuştum.
Bu parçada mekânın anlatıcı üzerindeki etkilerine dair bir çıkarımınızı açıklayınız.