
1. Aşağıda Abdülhak Şinasi Hisar'ın Çamlıcadaki Eniştemiz adlı romanından bir parça verilmiştir. Bu köşkün uzaktan göze çarpan hususiyeti, o zamanlar ancak İstanbul’un iç semtlerinde rast gelinen bazı tekkeler gibi bir nevi dinî mana sezdiren yemyeşil rengiydi. Bahçe duvarındaki demir parmaklıklı kapı gıcırdayarak açılırken öyle gönlünden geliyormuş gibi duygulu bir ses çıkarırdı ki bununla bize güya: “Safa geldiniz!” dediğini işitirdik. Bu bakımsız bahçenin ortasındaki havuzda kuvvetli musluğu hâlâ mükemmel işleyen eskiden kalma bir fıskiye, eğer açık bırakırsanız yükselen ve dökülen suların neşesini yayar ve bizim o zamanki tasasız ruhlarımıza serperdi. Bu fıskiyenin sularını yıllarca neşeden çağıldar gibi duymuştum. Bu parçada mekânın anlatıcı üzerindeki etkilerine dair bir çıkarımınızı açıklayınız.
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. Mekânın özelliklerini bul: yemyeşil köşk, "Safa geldiniz!" der gibi gıcırdayan kapı, neşeyle çağıldayan fıskiye.
2. Anlatıcının bu mekânı nasıl algıladığına bak: Kapının sesini sıcak bir karşılama, fıskiyenin sularını neşe olarak duyuyor; suların neşesinin "tasasız ruhlarına" serpildiğini söylüyor.
3. Buradan mekânın anlatıcıda mutluluk, huzur ve sıcaklık duygusu uyandırdığı sonucuna var.
Cevap: Köşk ve bahçesi anlatıcıda huzur, sevinç ve sıcak bir aidiyet duygusu uyandırmıştır; kapının sesini bir karşılama gibi, fıskiyenin sesini neşe gibi algılaması, mekânın onun çocukluk ruhunu mutlu ettiğini ve yıllarca belleğinde güzel bir hatıra olarak kaldığını gösterir. Benzer ifadeler de doğru kabul edilir.
Dikkat: Çıkarımını kişileştirilen ögelere (kapı, fıskiye) dayandırırsan cevabın daha güçlü olur.