
1. Aşağıda Hüseyin Tuncer’in Bahattin Karakoç ile Şiir Üzerine adıyla yaptığı mülakatttan bir parça verilmiştir.
İlkyazda adlı şiir kitabınızda şiir poetikanızı belirtirken “soylu şiirden” yana olduğunuz gözleniyor. Bunu ana çizgileri ile belirtmeniz mümkün mü?
Ağırlıkları ve işçilikleri aynı ama birinin ayarı 18, ötekinin ayarı 24 olan iki altın bileziğin değerleri aynı olabilir mi? Şüphesiz ki altının değeri saflığı ile orantılıdır. Soylu şiir de saf altın bilezik gibidir. Bir rahmettir, gönül topraklarını beslemek için yağar. Bir kanat sesidir, ruhun ilahi bir musikiye susadığı zaman duyulur. Renkli bir ışık cümbüşüdür, sessizliğin ululaştığı saatlerde başlar. Soylu şiir tek başına bir hayattır, bir medeniyettir, aşılması mümkün olmayan bir atmosferdir, haramın geçemeyeceği bir dar kapıdır, aşkta tam teslimiyet ve secdede ebedî diriliştir. Benim teşhisim bu; benim sevdam kıraç toprakları gül bahçelerine çeviren, kırık gönülleri gökçe düşlerle bağlayan, sevgiyi, şefkati, merhameti bir ışık yağmuru yapan ve kutsal duvağının altından sesli sessiz zikirle bütün kâinatı bir ışık odaktan seyrettirmeye adanan soylu şiirdir.
Bu parçanın üslup özelliklerinden birini yazınız. Bu özelliğin parçanın anlatımına katkısını açıklayınız.