
2. Aşağıda Nedim Gürsel’in Dönüş adlı hikâyesinden bir parça verilmiştir. İşte çürüyüp gidiyor her şey. Ben buradayken de soğuk vururdu ağaçlara. Bahçeyi ayrık otları kaplar, sarnıcın suyu çekilirdi. Ama şimdi, ne tuhaf... İlkyaz hiç gelmemiş gibi. Sanki kırkikindiler hiç yağmamış. Toprak kurumuş, cılız yapraklarda belli belirsiz bir ürperme. Rüzgâr yağmur getirmiyor anlaşılan. Dallara su yürümüyor. Ne tuhaf... Ev terk edilmiş gibi. Koltuk örtüleri kaldırılmamış, sedirin üstü bir karış toz… Yanı başından hiç ayırmadığın çalar saat bile durmuş. Kirli duvarlar, odalar, bahçeye inen merdiven, tahtaboşun sessizliği... Her şey, her şey bir eski zaman düşünde. Gözlerine uzak bir yalnızlık inmiş. Yoksun sanki... Oturduğun, bana baktığın yerde değilsin. Bu parçada kahramanın yaşadığı temel çatışmayı ve bu çatışmanın kahramanın zaman-mekân algısı üzerindeki etkisini yazınız.
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. Anlatıcı uzun süre sonra eve dönmüş; hatırladığı canlı ev ile şimdi gördüğü terk edilmiş, çürüyen ev arasında kalmıştır.
2. Temel çatışma geçmiş ile şimdi arasındadır: Kahraman, özlediği geçmişe ve sevdiği kişiye ulaşamamanın, kaybın acısını yaşar (kişinin kendisiyle ve zamanla çatışması).
3. Bu çatışma zaman algısını etkiler: "Çalar saat bile durmuş", "bir eski zaman düşünde" ifadeleri zamanın durduğunu, geçmişin şimdiye karıştığını gösterir.
4. Mekân da kahramanın ruh hâline bürünür: Bahar gelmemiş, toprak kurumuş, ev tozlanmış; mekân onun yalnızlığını ve hüznünü yansıtır.
Cevap: Çatışma, kahramanın hatırladığı geçmiş ile karşılaştığı boş, çürümüş şimdiki zaman arasındadır (özlem ve kayıp). Bu yüzden zaman onun için durmuş gibidir, geçmiş ile şimdi iç içe geçer; mekân ise canlılığını yitirmiş, ıssız ve hüzünlü bir yer olarak algılanır. Benzer ifadeler de doğru kabul edilir.
Dikkat: Cevabını mutlaka metinden alıntılarla (durmuş saat, toz, kurumuş toprak) destekle.