
7. Rüzgâr, ağaçların dallarını öyle nazikçe okşuyordu ki sanki doğa bize bir şarkı söylüyordu. Güneş gökyüzünde altın bir tepsi gibi parlıyor, kuşlar ise sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bütün köyü uyandıracak kadar cıvıldıyordu. Her şey öylesine canlı, öylesine içten bir ahenk içindeydi ki doğanın kendisi uyanan bir insan gibiydi. Yukarıdaki metinde geçen söz sanatlarından en az ikisini örnekleriyle birlikte yazınız.
MEB’in resmi çözümünü göster

7. • Kişileştirme (Teşhis) “Rüzgâr ağaçların dallarını nazikçe okşuyordu.” İnsanlara özgü “okşamak” eylemi rüzgâra verilerek doğaya canlılık kazandırılmıştır. • Benzetme (Teşbih) “Güneş, gökyüzünde altın bir tepsi gibi parlıyor.” Güneş parlaklık yönünden altın bir tepsiye benzetilmiştir. • Abartma (Mübalağa) “Kuşlar bütün köyü uyandıracak kadar cıvıldıyordu.” Kuş sesleri olduğundan fazla gösterilmiştir.