

4. Aşağıda sırasıyla Mithat Enç’in Hapoba adlı hikâyesinden ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Bir Kıssa Bir Hisse adlı anısından birer parça verilmiştir.
I.
Bir gün kendi başıma ata bindim. Bebirge’de, belki de onunla beraber göçüp giden o sihirli çocukluğu aramaya gittim. Büyük cevizin altı boştu. Onun yerine toprağın üstüne oturup sırtımı ağacın gövdesine dayadım. Ortadan silinip giden yalnız o değildi sanki. Tepesi göklere karışan kavak ve cevizlerin boyları kısalıp bodurlaşmıştı. Dallardan sarkan ürünlerde eski parlaklık ve çekicilik kalmamıştı. Dere boyundaki yalangozların yapraklarını kızıl bir toz kaplamıştı. Yüzyılların seline, yeline göğüs geren üç ayaklı taş köprü neredeyse göçecekmiş gibi geldi bana.
II.
Yirmi yaşında toy bir delikanlı idim. Koltuğumun altında 3,50 franklık, sarı kaplı Fransızca kitaplarla, Babıâli Caddesi'nde dolaşıyordum. Arkadaşlarımdan biri, karşı kaldırımda, içinde yürüdüğü bir kümeden ayrılıp bana doğru ilerledi:
— Haydi, bizimle gel. Bir edebî cemiyet kurmağa gidiyoruz, dedi.
Bu parçaların üslup özellikleri ile ilgili iki farklılığı yazınız.