
1. Aşağıda Sait Faik Abasıyanık’ın Bir İlkbahar Hikâyesi adlı öyküsünden bir parça verilmiştir. Tam otuz sene evvel on iki yaşında idim. Anadolu’nun bir şehrinde bulunuyorduk. Babam memurdu. Şehre bir yaz sonunda gelmiştik. Kötü, insan boyu karlı bir kış geçirmiştik. Sonra bir gün bahar geliverdi. Karlar eridi. Karlar eridi ama karları eriten güneş değildi, yağmurdu. Bu Anadolu şehrinin ilkbaharı kırkikindi yağmurlarıyla başlardı. Sabahleyin parlak mavi bir gökyüzünde ısıtmayan, güneş vurmuş kar gibi soğuk bir güneş görünürdü. Saat daha on biri bulmadan doğudan mı, batıdan mı, kuzeyden mi bilmem, bir kara bulut peyda olur; on dakika sonra bardaktan boşanırcasına bir yağmur bütün gün tıkır tıkır, şakır şakır durmadan yağardı. Odamın penceresinden “Karaçayır” dedikleri bir koyu yeşil ova görünürdü. Göğün her rengini deniz gibi emen bu çayırın renk oyunları da olmasa evden bir deli çığlığı ile fırlamak işten değildi. Bu parçadaki zaman ve mekânı belirten ifadeleri yazınız.
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. Zaman ifadeleri olayın ne zaman geçtiğini, mekân ifadeleri nerede geçtiğini gösterir.
2. Parçayı baştan sona tara ve "ne zaman?" ile "nerede?" sorularına cevap veren sözleri ayır.
Cevap: a) Zaman: "Tam otuz sene evvel", "on iki yaşında idim", "bir yaz sonunda", "insan boyu karlı bir kış", "bir gün bahar geliverdi", "ilkbaharı", "Sabahleyin", "Saat daha on biri bulmadan", "on dakika sonra", "bütün gün". b) Mekân: "Anadolu'nun bir şehrinde", "Şehre", "Bu Anadolu şehrinin", "parlak mavi bir gökyüzünde", "Odamın penceresinden", "Karaçayır dedikleri bir koyu yeşil ova", "bu çayırın", "evden".
Dikkat: Doğrudan, batıdan, kuzeyden gibi yön sözleri bulutun geldiği yönü gösterir; mekân sorusunda ana mekânları öne çıkar.