
4. Maksim Gorki, fırıncı çıraklığı yıllarında Tolstoy’un bir hikâyesini okurken öylesine kendinden geçer ki acaba kâğıdın içinde büyülü bir şey mi var diye havaya kaldırır bakar. Tabii beyaz sayfa üzerinde siyah harflerden başka bir şey görmez. Fakat fırıncı çırağını ve bütün okuyucuları büyüleyen şey, o ak sayfa üzerinde yazılı kara harflerden başka bir şey değildir. Harfler seslerin işaretleridir. Kelimeler ise seslerden oluşmuştur. Yazılı veya sözlü işaretlerle göz önünde bulunmayan her şeyi göz önüne getirebilir, ağaçları konuşturabilirsiniz. Bu büyü değil de nedir? Güzel bir romanı okurken Maksim Gorki’de olduğu gibi kitap, kâğıt, harf ortadan kalkar;
gitmediğimiz şehirlerde dolaşırız. Tanımadığımız insanlarla tanışır, onların odalarına hatta ruhlarının içine gireriz. Peki, dile bu büyük gücünü veren nedir?
Bu metnin konusunu yazınız.