
1. Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik’te doğdu. Selanik denize açılan kozmopolit bir liman şehriydi. Hristiyanların Müslümanlara ve Yunanlılara, Slavların Türklere ve birbirlerine karşı ayaklandıkları, Rumeli’nin tümünü oluşturan çeşitli unsurların birbirinden kopup dağıldıkları bir tedirginlik çağı... Millî duyguları kabarmış olan bu topluluklar, imparatorluktan silkinip kurtulmaya ve ülkeyi Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan yararına kesip biçmeye çalışıyorlardı. Yayılma isteği peşinde koşan büyük devletler, birbirlerine rakip Rusya ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları, bitişik sınırları arkasında entrikalar çeviriyor, uydularını ayaklandırıyor, vakti gelince harekete geçip bölgeyi istila için hazırlık yapıyorlardı. İngiltere toprak kazanmak için değilse bile daha doğudaki sömürgeleriyle olan ulaşım yollarını koruyabilmek için bir kuvvet dengesi kurmak çabasındaydı. Böylece Mustafa’nın doğduğu sıralarda bir zamanlar Batı nasıl Doğu’nun önünde dize gelmişse Doğu da Batı’nın önünde dize geliyor ve Osmanlı İmparatorluğu gerileyiş ve çöküşüne doğru hızla kayıyordu.
Dağ eteklerinden yukarıya doğru tırmanan, büyük, durgun körfezinin sularına yayılan Selanik, çevresindeki Roma, Bizans ve Türk surlarının sınırlarını çoktan aşmış, çağdaş Batı ölçüsündeki rıhtım ve bulvarları boyunca gelişmeye başlamıştı. Coğrafya durumu ve bundan doğan tarihi, ona kozmopolit bir şehir niteliği vermişti. Yıkık istihkâmlarının üzerindeki karmakarışık çatıların arasından minareler ve çan kuleleri yükselirdi. Halkı, kat kat yaşar gibiydi. Müslüman mahallesi en yukarıdan, tepeyi çevreleyen Orta Çağ surlarından başlar; Arnavut kaldırımlı, dik, dolambaçlı sokaklardan meydana gelen bir labirent hâlinde aşağıya doğru inerdi. Bunun altında ve limanın çevresinde, nüfusun aşağı yukarı yarısını oluşturan Museviler otururlardı.
Rum Mahallesi ikisi arasında, şehrin merkezini kaplar; çevresinde de denizle dağ arasında çeşitli yönlere doğru Bulgar, Ermeni, Ulahların ve en önemlisi her milletten Frenklerin mahalleleri uzanırdı. Frenkler İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, İtalya ve Portekiz’in zengin tüccarlarıyla güçlü konsoloslarıydı.
Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu bu siyasi ve sosyal durum Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce yapısını nasıl şekillendirmiştir?