

2. Aşağıda nükleik asitlerin keşif sürecine katkı sağlamış bazı bilim insanlarının çalışmaları verilmiştir.
NÜKLEİK ASİTLERİN KEŞİF SÜRECİ FRIDERICH MIESCHER:
1869 yılında akyuvar hücreleri ve balık spermi ile ilgili yaptığı çalışmalarla çekirdeklerinde asit özelliği taşıyan bazı maddeler olduğunu tespit etmiştir. Bulduğu bu maddelere nükleik asit adını vermiştir.
Nükleik asitlerin C, H, O, N, P elementlerinden oluştuğunu söylemiştir.
OSCAR HERTWIG:
1884’te nükleik asitlerin, kalıtımdan sorumlu olduğunu belirtmiştir.
OSWALD THEODORE AVERY, COLIN MUNRO MACLEOD VE MACLYN McCARTY:
Avery 1944 yılında genler taşıyan DNA’nın, kalıtımı sağlayan madde olduğunu öne sürmüştür. Daha sonra Avery ve arkadaşları Streptococcus pneumoniae (zatürre hastalığı etkeni) bakterisi ile yaptıkları çalışmalarla bunu kanıtlamışlardır.
ERWIN CHARGAFF:
1947 yılında birçok organizmayı incelemiştir. DNA’nın nükleotit dizilimlerinin türden türe farklılık gösterdiğini ancak aynı türdeki canlıların değişik dokularından elde ettiği DNA’ların aynı baz bileşimine sahip olduğunu söylemiştir.
ROSALIND FRANKLIN VE MAURICE WILKINS:
X ışınları ile DNA’nın kristal fotoğrafını elde ettiler ve bu fotoğraf DNA’nın çift iplikli olduğunu gösterdi.
JAMES WATSON VE FRANCIS CRICK:
Wilkins’in araştırmalarından yola çıkarak DNA’nın iki iplikli yapıda olduğunu söylemişlerdir. DNA yapısında bulunan molekülleri göz önüne alarak DNA modeli oluşturdular.
DNA’nın iki ipliğinin birbirinden ayrıldığını ve her nükleotitin karşısında uyumlu yeni nükleoititlerin yerleşmesi ile yeni DNA’nın üretildiğini söylediler. Bu sayede ikili sarmal yapının DNA’nın sürekliliğini sağlamış olduğunu belirttiler. DNA için yapmış oldukları bu model hâlâ geçerlidir.
Bu keşif süreci gerçekleşmeseydi nükleik asitlerin günümüzde bilinen özelliklerinden hangileri bilinmiyor olurdu? Yazınız.