
1. Aşağıda Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanından bir parça verilmiştir. Odaya ışık girinceye kadar gözlerimi hafifçe kapadım, bu köşke ait hatıralarımın uyanışına kendimi bıraktım. Paşa’nın ağır ve yeknesak sesi, kendisine ayırdığım küçük dikkati yormuyor; içimdeki hayallerin serbest uzanışını bozmuyordu. Daha pek küçük yaştan beri karşımdakini dinlediğim hâlde içimden başka şeyler düşünmeyi, zihnimi iki dikkatle çalıştırmayı öğrenmiştim. Fakat odaya ışık girince dışarıyla meşgul oldum. Bu parçayı ilahi (hâkim) bakış açısıyla yeniden yazınız. Bu dönüşümü yaparken parçadaki ifadelerde bazı değişiklikler yapabilirsiniz. (Yazınız; roman türünün özelliklerine, yazım ve noktalama kurallarına, istenilen bakış açısına uygunluk ve verilen parçayı kullanma bakımından değerlendirilecektir.)
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. Parça birinci kişi (ben) ağzından anlatılmış; hâkim bakış açısında anlatıcı olayların dışındadır, üçüncü kişiyle (o) anlatır ve kahramanın iç dünyasını da bilir.
2. Fiilleri ve zamirleri üçüncü kişiye çevir (kapadım → kapadı, kendimi → kendini); kahramana bir ad verebilirsin.
3. Anlatıcının her şeyi bildiğini gösteren ifadeler ekle (düşündüğü, hissettiği).
Cevap: Örnek: Genç adam, odaya ışık girinceye kadar gözlerini hafifçe kapadı ve bu köşke ait hatıralarının uyanışına kendini bıraktı. Paşa'nın ağır ve yeknesak sesi, ona ayırdığı küçük dikkati yormuyor; içindeki hayallerin serbest uzanışını bozmuyordu. O, daha pek küçük yaştan beri karşısındakini dinlediği hâlde içinden başka şeyler düşünmeyi, zihnini iki dikkatle çalıştırmayı öğrenmişti. Paşa ise misafirinin aklının başka yerlerde olduğundan habersiz konuşmayı sürdürüyordu. Fakat odaya ışık girince genç adam dışarıyla meşgul oldu. Benzer ifadeler de doğru kabul edilir.
Dikkat: Bütün birinci kişi eklerini ve zamirlerini üçüncü kişiye çevirmeyi unutma; tek bir "-dım" kalması bakış açısını bozar.