
3. 1942’de Alman ilerleyişinin Stalingrad’ta durdurulması ve mihver devletlerin Kuzey Afrika’da yenilmesi üzerine müttefik devletlerin Türkiye’nin savaşa girmesi yönündeki beklentileri arttı. İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile görüşmek için 30 Ocak 1943’te Adana’ya geldi. Winston Churchill Türkiye’nin altı ay içinde müttefik devletler yanında savaşa girmesini isterken İsmet İnönü, Türk ordusunun ihtiyaçları olduğunu ve hazırlıkların zaman alacağını belirtti. Buna rağmen Türkiye’nin askerî malzeme ihtiyacı tam anlamıyla karşılanmamışken 1943 yılı sonlarında Türkiye’nin savaşa girmesi için baskılar yeniden arttı. ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve Winston Churchill, İsmet İnönü’yü Kahire’ye davet ettiler. 4-6 Aralık 1943’te gerçekleşen Kahire Görüşmelerinde İsmet İnönü, Türkiye’nin talep ettiği askerî malzemelerin sağlanması durumunda savaşa katılmayı kabul etti. Ancak Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak bir askerî yardım yapılmadı ve Türkiye savaş dışı kalmayı sürdürdü. 1944 yılına gelindiğinde Almanlar birçok cephede gerilemeye başlamıştı. Türkiye savaş sonrasında oluşacak yeni dünya düzeninde kendisine yer bulmak amacıyla müttefik devletler ile ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı. Türkiye, Almanya ile ticari ilişkilerine son verirken Boğazlardan Alman gemilerinin geçişine de engel olmaya başladı. Metindeki bilgilerden hareketle Türkiye’nin II. Dünya Savaşı sürecinde takip ettiği dış politika hakkında neler söylenebilir? Yazınız.
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. Metinde Türkiye'nin savaşa girmesi için yapılan baskılar anlatılıyor: Adana ve Kahire görüşmeleri.
2. Türkiye her seferinde ordusunun hazır olmadığını ve askerî malzeme gerektiğini öne sürerek savaşa girmedi.
3. 1944'te Almanya gerilemeye başlayınca Türkiye Müttefiklerle ilişkilerini güçlendirdi, Almanya ile ticareti kesti ve Alman gemilerinin Boğazlardan geçişini engelledi.
Cevap: Türkiye II. Dünya Savaşı'nda savaş dışı kalmayı amaçlayan temkinli bir denge politikası izlemiştir. Ülkenin güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için büyük devletlerin baskılarına karşı zaman kazanmaya çalışmış, şartlara göre esnek ve gerçekçi davranmıştır. Savaşın sonuna doğru ise savaş sonrası düzende yer edinmek amacıyla Müttefiklere yakınlaşmıştır. Bu politika, "Yurtta sulh, cihanda sulh" anlayışının ve ulusal çıkarları önceleyen bir dış politikanın sonucudur.
Dikkat: Türkiye'nin politikasını yalnızca "tarafsızlık" diye yazma; savaşın sonuna doğru Müttefiklere yakınlaştığını da belirt.