
4. Felsefenin 20. yüzyıldaki gelişim seyrini izleyebilmek, onun başka çağlardaki gelişimini takip edebilmekle kıyaslandığında alabildiğine zor ve zahmetli bir iş olarak ifade edilebilir. 20. yüzyılda filozof sayısı oldukça fazla olduğundan felsefi akımları takip etmek güçleşmektedir. Bu dönem felsefesinin kavranabilmesi, içinde geliştiği sosyal ve politik koşulların düşünülmesi ile mümkündür. Buna göre 20. yüzyıl felsefesinde ön plana çıkan felsefi akımlardan varoluşçuluğu, yüzyılın sosyal ve politik koşulları ile ilişkilendirerek açıklayınız.
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. 20. yüzyılda iki dünya savaşı, totaliter rejimler, milyonlarca insanın ölümü ve büyük yıkımlar yaşanmıştır.
2. Bu koşullar insanlarda umutsuzluk, kaygı, yalnızlık ve yaşamın anlamını yitirme duygusu doğurmuştur.
3. Varoluşçuluk bu ortamda insanın varoluşunu, özgürlüğünü, sorumluluğunu ve yaşamın anlamını sorgulamıştır.
4. Sartre "Varoluş özden önce gelir." der: İnsan önce var olur, sonra seçimleriyle kendini oluşturur.
Cevap: Varoluşçuluk, 20. yüzyılda dünya savaşlarının, baskıcı rejimlerin ve büyük yıkımların insanlarda yarattığı kaygı, yalnızlık ve anlamsızlık duygusu içinde gelişmiştir. Bu akım, kitleler içinde kaybolan bireyi merkeze alarak insanın özgürlüğünü, seçimlerini, sorumluluğunu ve yaşamın anlamını sorgular; insanın kendi varoluşunu özgürce oluşturduğunu savunur. Benzer ifadeler de doğru kabul edilir.
Dikkat: Sosyal-politik koşulları (savaşlar, yıkım) ile akımın temel kavramları (birey, özgürlük, kaygı) arasındaki bağı mutlaka kur.