
2. Fiziksel varlık olarak insan, bütün öteki nesneler gibi değişmeyen kanunlarla yönetilir. Zeki varlık olarak ise Tanrı’nın koyduğu kanunları durmadan bozar, kendi koyduğu kanunları da durmadan değiştirir. İnsanın kendini yönetmesi gerekir ama sınırlı bir kişidir o, bütün sınırlı zekâlar gibi bilgisizliğe ve yanlışa düşer, kafasındaki zayıf bilgileri de yitirir. Duygulu yaratık olarak da binbir tutkuya kaptırır kendini. Böyle bir varlık olarak kendini yaratanı her an unutabilir, Tanrı bu yüzden ilahi kanunlarla onu kendine çağırır. Tanrı’yı unutan duygulu bir var lık olarak insan her an bizzat kendini de unutabilir, filozoflar da ortaya attıkları ahlak kanunlarıyla bunun böyle olabileceğini ona duyururlar. Toplumda yaşamak için yaratılmış olan insan, başka insanları unutabilir; kanun koyucular da ortaya attıkları siyasi ve medeni kanunlarla ona ödevlerini hatırlatırlar. Montesquieu’ya ait bu parçadan yola çıkarak filozofun ideal bir düzenin nasıl olması gerektiği ile ilgili görüşlerini tartışınız.
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. Montesquieu'ya göre insan sınırlı bir akla sahiptir, bilgisizliğe düşer, tutkularına kapılır. Tanrı'yı, kendini ve başkalarını unutabilir.
2. Bu yüzden insanı yönlendirecek üç tür yasa vardır: ilahi yasalar (Tanrı'ya karşı), ahlak yasaları (kendine karşı), siyasi ve medeni yasalar (topluma karşı).
3. İdeal düzen, insanın bu zaaflarını yasalarla dengeleyen düzendir. Montesquieu ayrıca gücün kötüye kullanılmasını önlemek için kuvvetler ayrılığını savunur.
Cevap: Montesquieu'ya göre ideal düzen yasalara dayanan düzendir. İnsan kusurlu ve tutkulu bir varlık olduğu için ödevlerini unutabilir; din, ahlak ve hukuk kuralları ona sorumluluklarını hatırlatır. Devlette ise yasama, yürütme ve yargı güçleri birbirinden ayrılmalıdır. Böylece hiçbir kişi ya da kurum mutlak güç elde edemez ve özgürlük korunur. Benzer ifadeler de doğru kabul edilir.
Dikkat: Montesquieu denince "yasaların ruhu" ve "kuvvetler ayrılığı" kavramlarını cevabına mutlaka ekle.