
4. Aşağıda Dostoyevski’nin Suç ve Ceza adlı romanından bir parça verilmiştir.
Raskolnikov, bitkin bir hâlde tekrar sedire oturdu. “Ne oluyor? Acaba hâlâ sayıklıyor muyum yoksa bütün bunlar gerçek mi? Galiba gerçek… Evet hatırladım: Kaçmalı!.. Elden geldiği kadar çabuk kaçmalı… Mutlaka, mutlaka kaçmalı!.. Evet, ama nereye? Ya elbiselerim nerede? Kunduralarım yok. Kaldırmışlar. Saklamışlar!..
Anlıyorum!.. Ama işte paltom burada!.. Görmemişler!.. Allah’a şükür, işte paralar da masanın üstünde duruyor. İşte senet de burada. Paraları alıp giderim. Kendime başka bir oda tutarım. Beni bulamazlar. Ama ya şu adres bürosu? Bulurlar. Razumihin bulur. Büsbütün kaçmak daha iyi. Hepsine yuf çekip uzaklara…
Amerika’ya gitmek daha iyi. Senedi de alırım. Bana orada lazım olur. Daha neler alsam acaba? Onlar beni hasta sanıyorlar. Kalkıp yürüyebileceğimi bilmiyorlar. Hah hah hah!.. Her şeyi bildiklerini gözlerinden anladım.
Yalnız şu merdivenlerden bir inebilsem! Ama ya nöbetçiler, polisler varsa!” Bu parçada öne çıkan anlatım tekniğini metinden örnekler vererek açıklayınız.