
1. Yer altında, mağara içinde insanlar çocukluklarından beri ayak ve boyunlarından zincire vurulmuş bir mahpus olarak yaşarlar. Kımıldayamaz ve burunlarının ucundan başka bir yeri göremezler. Yüksek bir yerde yakılmış ateş arkalarında parıldar. Mahpuslarla ateş arasındaki yolda başka insanlar, ellerinde tahtadan yapılmış kuklalar taşır. Mahpuslar, karşılarındaki duvara bu kuklaların yansıyan gölgelerini görüp bunları gerçek zanneder. Gerçek, mahpuslar için nesnelerin gölgelerinden başka bir şey olamaz.
Bu parçadaki sembolik anlatının ilgili olduğu varlık felsefesi anlayışını açıklayınız.