
2. Her gün değişen, hiçbir mefhumun dar çerçevesine sığmayan hayat okunmaya layıktı. Hayatın her adımın da binlerce garibe, binlerce sır gizliydi. İlim, hikmet, hars, felsefe, irfan, hep hayatın içinde idi. Mesela elli senedir gezmekle bitiremediği şu İstanbul “bir milyon küsur sayfalı” kocaman bir kitaptı. Sokaklarında, çar şılarında, pazarlarında dolaşan her adam da başlı başına ayrı bir cihan, ayrı bir kitaptı. Bu kitapların hepsini okumaya kalkmak ummanı içmek kadar imkânsızdı; yalnız bir tanesinin bir faslını süzebilen insan şüphesiz en büyük bir irfanın sahibi olurdu. Bu parçaya göre ilim ve irfan sahibi olmak nelerle ilişkilendirilmiştir? Açıklayınız.
✅ Cevap ve adım adım çözüm
1. Parçada hayat, okunmaya değer bir kitaba benzetiliyor.
2. İlim, hikmet, felsefe ve irfanın "hep hayatın içinde" olduğu söyleniyor; İstanbul ve sokaklarda dolaşan her insan ayrı bir kitap olarak görülüyor.
3. Bu "kitapların" bir faslını bile anlayan kişinin büyük bir irfan sahibi olacağı belirtiliyor.
Cevap: Parçaya göre ilim ve irfan sahibi olmak, hayatı ve insanları okumakla, yani hayatın içindeki olayları, şehri ve insanları dikkatle gözlemleyip anlamakla ilişkilendirilmiştir. Bilgi yalnızca kitaplarda değil, yaşamın kendisinde ve her insanın tecrübesindedir. Bir insanı ya da hayatın küçük bir kısmını bile derinlemesine kavrayan kişi büyük bir irfana ulaşır. Benzer ifadeler de doğru kabul edilir.
Dikkat: Parçadaki "kitap" kelimesi mecaz anlamdadır; hayatı ve insanı anlatır.